Yazı Detayı
20 Temmuz 2016 - Çarşamba 15:15 Bu yazı 1906 kez okundu
 
Saat 21
Yunus Güldemir
 
 

“Saat 21”

      Yaz da gelse Gerede kışlarını unutamıyoruz. Yazılanlara, anlatılanlara göre, yaman geçermiş karakış Rusya’da. Gerede de kış Erzurum’daki gibi erken gelir geç gider. garbî ve şarkî yeller saz çalar saçaklarda, çatılarda;  kürtün yığarlar dizboyu…Cengiz Aytmatov’un dediği gibi büyük usta yazarımız Yaşar Kemal “garbiyel” kelimesini eserlerinde zaman zaman çok güzel kullanır. Kürtün sökmek insanı yorar. Tipide, rüzgâr esmedikçe üşünmez yürürken, insan terler…Gerede yaşlılarının dediğine göre “garbîyel; “karayel”, şarkîyel; günyelidir”.
      Gerede’nin kışlarını da naçizane eserlerimde ben de yansıtmaya çalıştım; Gerede Ibrıcak Köyü’nde kaleme aldığım şu şiirim de kış temasında:

Takvimlerde On Aralık, karayel.
Otuz üçte kasım günü; düzde kış.
Ay düşünde günyelleri sarı gel;
Kürtün yığmış, çile çile dizde kış.

Tipi, kürtün masal bizim köylerde.
Masal günyelinde garip buylarda.
Nakış nakış kar yağmuru yağlarda;
Koşma koşma, çiçek çiçek sözde kış.

Nerde hamsin, zemheri’yiz ayebe.
Sonsuz hayat yazda, ölüm; toy ebe.
Tipi tipi toz dumanda köy ebe;
Dağdan düze, yoldan yola tozda kış.

Takvimlerde On Aralık karayel.
Ay düşünde günyelleri sarı gel.
Üşür sesi çalılarda arı yel;
Sözü kırca, sesi karca ezde kış.

Yağ karım yağ, karakışın zamanı.
Tipi coşta tozak tozak dumanı.
Kürtün basmış Güldemir’im demeni;
Saçaklarda, bacalarda sazda kış.
10 Aralık 1998

      Orhan Pamuk’un “Kar” adlı eseri sanki Kars’ta değil de Gerede’de yazılmış gibidir. Doğu Anadolu kışlarını aratmaz Gerede…
      Altmışlı, Yetmişli yıllarda daha televizyonun çıkmadığı zamanlarda en iyi arkadaş, dost radyolarımızdı. “Ocakbaşı”, “Yurttan Sesler”, saat yirmi birde her hafta bağımlısı olduğumuz “Radyo Tiyatrosu”’nu, çok sık duyduğumuz “Aşık Veysel” imizin; “Çiğdem der ki ben âlâyım.” Türküsü alıp bizi götürürdü. Her hafta saat 21 de “Radyo Tiyatrosu”nu sabırsızlıkla beklerdik. Hele, Tomris Oğuzalp Hanımefendi’nin  canlandırdığı ses karakterleri bizi daha çok etkilerdi. Mikrofonik ve psikolojik bağımlı yapardı dinleyeni.
      Yazımın başına aldığım Rusya’nın kışlarını bize en güzel anlatan “Doktor Jivago” ve “Biz İnsanlar” adlı dünyaca ünlü eserleri unutmak mümkün değil. Tomris Oğuzalp Hanımefendi’nin canlandırdığı “Biz İnsanlar yapıtının baş karakterlerinden “Kira Argunova”’nın aşk hikâyesi yaman geçen Rusya kışlarını bir daha yaşatıyordu bize. “Bin dokuz yüz on yedi” Rus Komünist ihtilâli zamanında yaşanan olayları “Biz İnsanlar” ve “Doktor Jivago” çok iyi anlatıyordu…Doktor Jivago’nun Sibirya’ya sürgün edildiğini o zamanki kış manzaralarını en çarpıcı bir şekilde görüyor, dinliyorduk.Kulak, burun düşüren karakış ayazlarına, kurt ulumaları eşlik ediyordu…Çarlık Rusya’nın Rus halkını fakirleştirdiği çağ dışı rejimiyle halka lahanadan başka bir yiyecek bulduramadığı zamanlarda, yüz binlerce Rus halkını telef eden komünist ihtilâlinin acımasız yüzünü seyrettik, okuduk, dinledik. Bu tanınmış iki eser dünya klâsikleri arasında Rusya’yı onun sabırlı çilekeş halkını sonsuza dek anlatacak.
      İşte, “Kira Argunova” Rusya’da bir istasyonda acımasız kış ayazında halka sakarin satıyor; “Sakarin!..Sakarin var!..Sakarin!..”
      Bu yazımı, kışları ılıman geçen Antalya’da kaleme alsam da Gerede’nin karayelini, günyelini özledim. Belki bu yazım ilkbaharda veya yazda size ulaşabilir düşüncesindeyim. Neyse?..
      Saat 21 Radyo Tiyatrosu hâlâ yaşatılıyor mu bilmiyorum. Uzun dalga Ankara Radyosu’nda her hafta bir kere yayınlanıyordu…

 
Etiketler: Saat, 21,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı